Virgin Black, Avustralya asıllı bir Gothik Doom-Senfonik Metal müzik grubudur. Özellikle atmosferik, melodik ve duygusal tarzları ile yaptıkları müzik dalında sağlam bir dinleyici kitlesine ulaşmaktadırlar.
Geçmişleri Sayısız festival ve müzik turunda yer almışlardır. Bunlar sayesinde ünlerini duyurmuş ve çok fazla demo yayınlamadan ünlü bir grup haline gelmişlerdir. Başarilarında sahne aldıkları diğer gruplar kadar kendi özgün müziklerinin de payı büyüktür. Keman, flüt ve kontrbas gibi klasik müzik enstrümanlarını sık sık müziklerinde kullanırlar. Özellikle birinci ve ikinci albümleri olan Sombre Romantic ve Elegant and Dying albümlerinde bu enstrümanları konuk sanatçılar ile müziklerine çok iyi kaynaştırmayı başarmışlardır. Grup şimdi bir Requiem üçlemesi üzerine çalışmaktadır, bunlar sırasıyla Requiem Piannissimo, Requiem Mezzo Forte ve Requiem Fortissimo olacaktır. Pianissimo Adalaide Senfoni Orkestrası eşliğinde hazırlanmış tam bir klasik müzik albümüdür. Mezzo Forte ise grubun daha önceki albümlerine yakın bol klasik müzikli bir gothik doom/senfonik metal sentezidir. Fortissimo ise Doom/Death bir tarza sahip olacaktır.
Grup üyeleri:
Rowan London Samantha Escarbe Grayh Luke Faz
Ayrılan üyeler:
Dino Cielo Craig Edis Ian Miller Aaron Nicholls Brad Bessel Kelvin Sugars Graham Billing Daniel Bushby
Albümleri Virgin Black (1995) (demo) Trance (1998) Sombre Romantic (2000, 2001) Elegant... and Dying (2003) Requiem - Mezzo Forte (2007)
Asıl adı Gordon Sumner olan Sting 1951 yılında İngiltere'de sütçü bir baba ile kuaför bir annenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Kuaförlüğünün yanısıra aldığı klasik piyano eğitimi ile Sting'in müzikkal kariyerinde önemli isimlerden biri olan annesi aynı zamanda onun ilk öğretmeni. Müziğe ilgisini farkeden annesinden aldığı klasik piyano eğitimi sayesinde kazandığı müzik bursuyla aynı alanda eğitimine okullu olarak devam etti.. Ama gözü hep gitardaydı. Yine de piyano eğitiminin üretkenliğinde ve yarattığı müzikal çeşitlilikteki etkisi yadsınamaz. Eğitimini tamamladıktan sonra Londra yollarına düşen Sting burada tanıştığı baterist Stewart Copleand ve gitarist Andy Summers ile birlikte ünlü The Police grubunu kurdu. 1977 yılında kurdukları Police'i 1983 yılına kadar sürdüren grup yaptıkları birçok parçayla müzik listelerini altüst etti. Keskin duruşları ve şarkılarının içerdiği sözler nedeniyle dönem dönem BBC tarafından çalınması yasaklanan parçalara imza attılar. Tüm bu sürece ve Police grubunun gördüğü ilgiye rağmen Sting'in solo kariyerinde aldığı başarılar bu yıllardaki popülaritesiyle dahi ölçülemez. Grup müziğinden solo albümlere geçen birçok müzisyenin eski başarısını yakalayamadığı müzik piyasasında Sting adeta yeniden doğdu.
The Police'le yollarını ayırdıktan sonra engellenemez bir yükselişe geçen sanatçı daha sonra yaptığı albümlerle müzik listelerinde her zaman istikrarlı bir duruş sergiledi ve ciddi bir hayran kitlesi edindi. Müzik dünyasının COOL starlarından olan Sting bu dönemde yaptığı "Eglishman In New York, Shape of my heart, Mad About You" gibi artık klasikleşmiş bir çok parça ile müzik dünyasında hatırı sayılır bir yer edindi. Çok yönlü kişiliği rock'çı çevreci, politik eylemci, tantrik yogacı gibi bir çok sıfatın üzerine yapışmasına neden olsa da Sting'in özellikle son yıllarda meditasyon ile olan içli dışlı ilişkisi müziğini de derinden etkiliyor. Özellikle Brand New Day albümünde New Age'ın rock'la bağlantısını yakınlaştıran, hip hop'la caz, country'le dub gibi türlerin akrabalıklarını sorgulayan Sting farklı sesinin yarattığı buğulu atmosfer ve zengin içeriğiyle bizi kendine hayran bırakmıştı.
The Phoenix Jazmenn grubunda çalarken giydiği sarı-siyah çizgili kostümü nedeniyle tromboncu arkadaşı Gordon Salomon'un kendisini arıya benzetmesi Stinger lakabını almasına neden oldu. Ünlü şarkıcı daha sonra bu lakabı biraz daha kısaltarak kullanmaya başladı. O gün bugündür Sting adını kullanıyor. Gün geçtikçe duyma yetisini kaybeden kulaklarının müzik yapmasına engel olmadığını söyleyen şarkıcının piyano, saksafon, flüt, mandolin ve armonika gibi birçok entrümanı çalıyor olması sanıyorum albümlerindeki müzikal çeşitliliği nasıl yakaladığını merak edenlere iyi bir cevap olur. The Police 'e solist olmadan önce bir süre ingilizce ve futbol öğretmenliği de yapan şarkıcının iki de fahri doktorluk ünvanı var. 1982 yılında Pinochet sonrası isyanlarını dünyaya duyurmaya çalışan Şili halkının sesine kulak veren Sting şimdi gelecekten, hayallerden ve yağmurdan bahsediyor. Ve hala 50'sini deviren bir müzisyen olarak kendisine yakışan şarkılar yapıyor.
Brad Arnold (vokal), Matt Roberts (gitar) ve Todd Harrell (bas) tarafından kurulan alternatif rock grubu 3 Doors Down, kadrosunda ilk başlarda bir davulcu bulundurmuyordu. İlk albümünü 2000 yılında Universal Records’dan yayınlayan grup, albümün ismini de “The Better Life” olarak belirledi. Albümden çıkan ilk single “Kryptonite” ile Amerika Modern Rock listelerinde 1 numara olan ekip, burada 11 hafta boyunca yer aldı. Albümden çıkan 2. single “Loser” ile de yine listelerde zirveye yerleşen grup, bu single ile listelerde 21 hafta boyunca 1 numarada yer alarak bir rekora imza attı. Albümde Arnold vokalistliğin yanısıra grubun davulculuk görevini de üstlenirken, albümden çıkan 3. single “Duck And Run” yine grubu Amerika Modern Rock listelerinde zirveye taşıdı.
2002 senesinde “Away From The Sun” adlı 2. albümünü piyasaya süren 3 Doors Down, albümden yayınladığı ilk single “When I’m Gone” ile Amerika Modern Rock listelerinde 17 hafta boyunca 1 numarada bulundu.
2003 senesinde “Another 700 Miles” adlı konser EP’sini yayınlayan 3 Doors Down, bu sefer kadrosuna gitarist Chris Henderson’u ekledi. 2004 senesinde “One Red Light” adlı DVD’yi piyasaya süren grup, 2005 senesinde “Seventeen Days” adlı 3. albümünü hayranlarına ulaştırdı.
“Seventeen Days” adlı albümle Amerika listelerinde zirveye yerleşen 3 Doors Down, albümden ilk single’ı “Let Me Go”ya seçti. Albümle birlikte gruba konserlerinde eşlik eden davulcu Daniel Adair’in yerine Greg Upchurch kadroya dahil olurken, grup aynı sene “Away From The Sun” adlı 2. DVD’sini hayata geçirdi. “Seventeen Days” albümünde ünlü Amerikalı rock müzisyen Bob Seger gruba “Landing In London” parçasında eşlik etti ve grup albümden en son bu single’ı piyasaya sürdü.
2007 senesinin baharında yeni albümünü piyasaya sürmeye hazırlanan 3 Doors Down, en son ‘iTunes’ üzerinden grup ile röportajlarında dahil olduğu derleme albümü sevenlerine ulaştırmıştı.
Foo Fighters, Nirvana’nın bateristi Dave Grohl (gitar, vokal) öncülüğünde 1994 yılında kuruldu. Bas gitarlarda Nate Mendel, bateride Taylor Hawkins ve gitarlarda Chris Shiflett, Foo Fighters’ın diğer elemanları. Grohl, Nirvana da çalarken bir yandan da evde orjinal kayıtlar yapmayı ihmal etmemiş ve bu kayıtlar grup kurulana kadar hiç gün ışığına çıkmamış. Nirvana gibi bu grup da yüksek gitar sesini, tatlı melodilerle, punk’ın hassasiyetiyle ve pop müziğine benzer keskin duygusal şarkı sözleriyle karıştırıyor. Bazı iddialara göre Foo Fighters, adını 2. Dünya Savaşında ortaya çıkan UFO gibi uçan objeleri araştıran gizli birime verilen isimden aldı.
Grup, "Foo Fighters” adlı ilk albümünü 1995 yazında piyasaya çıkardı. Albüm, Amerika’da 1996 yılında platin plak ödülünü kazandı. Albümde yer alan “Big Me” adlı parça ile Amerika listelerinde 3. sıraya kadar yükselen Foo Fighters, 1996 yılında ilk önce Grammy Ödülleri’nden “En İyi Alternatif Müzik Performansı” dalında aday oldu, ardından da MTV Video Müzik Ödülleri’nden “En iyi Grup Videosu” ödülünü kazandı.
1997 yılında ise “The Colour And The Shape” albümü piyasaya çıktı. Aynı yıl altın plak ödülünü kazanan albüm, 1998 yılında platin plak ödülünü alırken MTV Video Müzik Ödülleri’ne de iki dalda aday olarak gösterildi.
Foo Fighters, 1999 yılında “There Is Nothing Left To Lose” albümünü piyasaya çıkardı. Albümde yer alan “Learn to Fly” adlı parça ile Amerika’da liste başlarında yer alan grup, 2001 yılında “There Is Nothing Left To Lose” albümü ile “En İyi Rock Albümü” ve “Learn To Fly” parçasıyla da “En İyi Müzik Videosu” dallarında Grammy ödülü kazandı.
VH1’nın ‘En İyi 100 Video” sıralamasında “Learn To Fly” parcalarıyla 20. sırada yer alan grup, 2002 yılında “One by One” albümünü piyasaya çıkardı. Albümde yer alan “All My Life” adlı parça ile “Modern Rock Tracks” listesinde 10 hafta boyunca ilk sıralarda yer alan Foo Fighters, albümün altın plak kazanmasının ardından 2003 yılında “All My Life” adlı parça ile “En İyi Hard Rock Performansı” dalında Grammy ödülünü kazanırken, 2004 yılında ise “En İyi Rock Albümü” Grammy’sini evine götürdü.
Foo Fighters, 2005 yılında çift CD’lik “In Your Honor” albümünü piyasaya sürdü. Albümde yer alan “Best Of You” parçası, iki tane platin plak ödülü alırken, aynı zamanda da Top 40 listesinde zirvede bulundu. “Best Of You” şarkılarının videosuyla MTV Video Müzik Ödülleri’ne iki dalda aday olan grup, son olarak 2006 yılında 4 dalda Grammy Ödülleri’ne aday olarak gösterildi ve Kasım 2006’da ilk live albümünü yayınladı.
Opeth, 1990 yılında İsveç'de kurulmuş bir Extreme Progressive Metal grubudur.
Asıl türün adı Progressive Death Metal ya da Extreme Progressive Metal olmakla beraber internet çevresinde farklı yakıştırmalar da yapılmıştır. Birçok sanat eleştirmeni Forest Metal'e varan isimler uydurmuşlardır. Fakat şarkılarında akustik gitar ve clean vokal ile jazz, blues, progressive rock etkileri de kullandıkları için extreme progresif metal en yakın türdür. Grubun vokali Mikael Âkerfeldt yaptığı hem brutal hem de clean vokaller ile gerçekten Death Metal camiasında akla gelen önemli isimlerdendir.
İlginç kısım bilindik death metal sözlerinin yanında, Opeth'in şarkı sözleri çok şiirsel bir anlatıma yer verir. Hatta bazı yarışmalardan ödülleri bulunmaktadır.
Grup ismi Wilbur Smith'in Sunbird (Güneşin Kuşu) adlı bir kitaptan çıkmıştır. Bu romanda Opet adında bir ay şehri bulunur. Grup üyeleri bunu Opeth'e çevirirler. Öte yandan İsveççe Opeh diye okunur.
Opeth, 1990 yılında Stokholm'de David Isberg tarafından kuruldu. Isberg'in Mikael Åkerfeldt'i gruba çağırmasıyla beraber, başta bas gitar çalması düşünülen Åkerfeldt, gitarist olarak katıldı. Grup, üye sayısı açısından eksik olduğundan sürekli yeni katılımlar alıyordu fakat çoğu kalıcı olmadı. David Isberg, 1992'de "yaratıcılık anlamında farklılıkları" öne sürerek gruptan ayrılınca, vokallere Mikael Åkerfeldt geçti. Peter Lindgren gitar, Anders Nordin davul görevlerini üstlendi. Johan DeFarfalla geçici olarak bass gitar çalmak için gruba katıldı, fakat kısa süre sonra daimi üye oldu.
Candlelight Records tarafından kontrat önerilen Opeth, teklifi kabul ederek ilk albüm çalışmalarına başladı. 1995 yılında grubun ilk albümü Orchid piyasaya sürüldü. Albümün prodüksiyonu İsveçli ünlü müzisyen Dan Swanö'ya aitti. Grubun Death Metal temelli müziği, jazz ve folk etkileri içeriyor, sürekli ilerici bir yapıda ilerleyen riffler albümü sıradan bir albüm olmaktan öteye taşıyordu.
Grup, ilk albümden hemen sonra 1996 Nisan ve Mayıs aylarında ikinci albümü üzerine çalışmalara başladı. Prodüksiyonu yine Dan Swanö üstlenmişti. 1996 içinde çıkan ikinci albüm Morningrise, beş şarkı içeriyordu ve şarkı süreleri on dakikanın üzerindeydi. Grup, Orchid'de kullandığı Death Metal, Progressive Metal, jazz ve Folk etkilerini şarkılara daha iyi oturtmuştu. Birçok hayrana göre, grubun en iyi eseri olan Morningrise, riff zenginliği açısından metal müzik tarihinde önemli bir albümdür. Ayrıca, Opeth'in en uzun parçası olan Black Rose Immortal bu albümde yer alır. Söz konusu şarkı 20 dakikayı aşkın(20.11) uzunluktadır.
Opeth, Morningrise yayınlandıktan sonra uzun bir turneye çıkmıştır. Turne sonrası Johan DeFarfalla gruptan atılır, Anders Nordin ise Brezilya'ya taşınarak, grupla bağlarını koparır.
1997'de üçüncü albüm My Arms, Your Hearse yayınlanır. Gruba baterist Martin Lopez (Amon Amarth'tan ayrılmıştır.) katılır. Bass gitarist olarak, Lopez'in arkadaşı Martin Mendez katılır. Fakat My Arms, Your Hearse kayıtlarında bass gitarları, Martin Mendez'in eski çalışmaları hemen öğrenememesi nedeniyle, Mikael Åkerfeldt çalmıştır. My Arms, Your Hearse'de grubun şarkı sözleri değişmiştir. Şarkıların uzunlukları daha kısadır ve albüm, daha sert ve karanlık atmosferi ve değişik elementlerin daha seyrek kullanımı nedeniyle Opeth'in en brutal albümü kabul edilir. Özgün bir albüm olan My Arms, Your Hearse, öldükten sonra dünyaya sevgilisini görmek için ruh olarak dönen bir adamın yaşadıklarını anlatmaktadır.
Opeth'in dördüncü albümü Still Life, 1999 yılında yayınlanır. Still Life, My Arms, Your Hearse gibi bir albümdür. Morningrise'taki müzikal yapının daha dengeli bir biçimde şarkılara yedirilmesi ve Åkerfeldt'in temiz vokallerde kendini iyice geliştirmesi, albümü önemli Opeth albümleri arasına sokmuştur. Albüm, köyünden dini görüşler nedeniyle sürülen bir adamın, sevdiği kız Melinda'yı almak için geri dönmesi fakat sonunda iki karakterinde hayatlarının son bulmasını anlatır. Hikayesinin Anti-Hristiyan görüşler içerdiği iddiaları, Mikael Åkerfeldt tarafından kısmen doğrulanmıştır. Albümde yer alan Face Of Melinda adlı şarkı, daha sonra Åkerfeldt'in 2003'te doğan kızına isim kaynağı olmuştur. Fakat şarkının, Melinda Åkerfeldt için yazıldığı görüşü tamamen yanlıştır.
Grup, 2001 yılında, Music For Nations altında Blackwater Park adlı beşinci albümünü yayınlamıştır. Opeth'in kariyerinde dönüm noktası olarak anılan albüm, grubun müziğine tamamen progresif öğeleri yedirmeye başladığı ilk albümdür. Prodüktörlüğünü Porcupine Tree'den Steven Wilson'ın yaptığı albüm, büyük başarı yakalamıştır. Blackwater Park'ı, 2002'de Deliverance, 2003'te ise Damnation izlemiştir. Deliverance, Blackwater Park ve Still Life albümlerini etkileri yansıtırken, Damnation, Åkerfeldt'in çok sevdiği '70ler Progressive Rock gruplarına bir nevi saygı albümü olarak görülmektedir. Katatonia'dan Jonas Renkse'nin fikri üzerine kardeş albümler olarak kısa süre aralarla yayınlanan Deliverance ve Damnation'da grubun başarısını devam ettirdiği albümlerdir. Özellikle Damnation, içerdiği dinlendirici ve yoğun Blues ve Progressive Rock etkili şarkılarıyla Opeth'in sert yüzünü dinleyemeyen dinleyiciler tarafından da beğeniyle karşılanmıştır.
Opeth, 2005 yılında, Music For Nations'un kapanmasıyla Roadrunner Records'a geçmiştir. Damnation turnesinde gruba klavyelerde yardımcı olan Per Wiberg, gruba dahil olmuştur. Ağustos 2005'te çıkan Ghost Reveries grubun Extreme Progressive Metal türünde başarısını devam ettirdiğini göstermiştir. Grubun şarkı sözleri açısından ilk defa okultizm işlediği albümdür.
30 Ekim 2006'da Ghost Reveries'in özel baskısı piyasaya sürülecektir. Şu an gelen bilgilere göre, yeni basım Deep Purple grubunun Soldier Of Fortune şarkısının Opeth yorumunu içerecektir.
Opeth,Türkiye'yi 2003 yılında İstanbul/Rock The Nations festivalinde Kreator ve Dio'nun alt grubu olarak ziyaret etti. 2006 yılında ise 29 Mart'ta İstanbul Yeni Melek Konser Salonu'nda, 30 Mart'ta ise Ankara Saklıkent'te olmak üzere iki konserlik mini bir turne yaparak hayranlarıyla buluşmuştur.
2005 sonları ve 2006 yılı içerisinde yapılan turnelerde, ender rastlanan bir kan hastalığı bulunan baterist Martin Lopez yerine gruba Amerika turnesinde Gene Hoglan, Avrupa ve diğer turnelerde ise Martin Axenrot eşlik etmektedir. Lopez, 12 Mayıs 2006 itibariyle hastalığı nedeniyle gruptan ayrılmıştır. Yerine turnelerde gruba eşlik eden Martin Axenrot geçmiştir.
17 Mayıs 2007 tarihinde, uzun süredir grupla beraber olan gitarist Peter Lindgren gruptan ayrılmış, yerine eski Arch Enemy gitaristi Fredrik Åkesson geçmiştir.
Mikael Åkerfeldt grubun kurucu kadrosundan kalan tek üyesidir.